Category Archives: Poetry

Yaşantı

Uzaklardasın belki çok

yapayalnız boynu bükük

gözyaşların en yakın dostun olmuş,

bileşimlerinden doğan acı bir hıçkırık.

Geçmişe ağlamak pek boş artık.

 

Mazinin anıları her an zihninde bir ok

yollar boyu gidiyorsun yalnızlığına ürkek,

kaçışan korkak varlıklar yoldaşların olmuş,

seninle birlikte yerlere düşen inleyerek.

Geçmişe ağlamak pek boş artık.

 

önünde engin bir deniz alabildiğine uzak

adalarda sürükleniyorsun özlemine koşarak

seni yaşatan hayallerin artık toprak olmuş,

haşin esen rüzgarların şiddetinden savrularak.

Geçmişe ağlamak pek boş artık.

 

üzerinde kalın bir tabaka toprak

karanlıklar boyu haykırıyorsun sesini tanımayarak

sivri tırnakların kalan son ümit ışığın olmuş,

boşuna bir gayretle toprağa batık.

Geçmişe ağlamak pek boş artık.

Leave a comment

Filed under Poetry

Boş Köşe

Sabah gözlerimi açıyorum, güçlükle

bilirmiş gibi karşıyı boş bulacağımı

Her zaman oturduğun o köşe

paylaşırmış gibi acı yalnızlığımı

Denizin kara bir bulut çökmüş üstüne

sıkılmış, terketmiş gibi daimi maviliğini

Kıskanmış ta olabilir hasetle belki

bakışlarındaki o tatlı şefkati

Derinliklerine kadar dalıyorum hüzünle

bakarmış gibi, görürmüş gibi masumca seninkileri

Ağlıyorum buruk bir hasretle

bulacakmış gibi ılık gözyaşlarımda seni…

Leave a comment

Filed under Poetry

dis-ease

today

gratitude stays away

 

“dis-ease” –

some want me to call it

those whom it does not visit

by no means “disease”!

 

twenty-four hours

year after year after year

my constant companion

fatigue, aches, fatigue, pains, fatigue, disorientation, fatigue

 

work gets done

must make a living

at what cost?

 

triple the rest

to do only the least

 

reminiscing

Hannelore Kohl

sun drains energy

 

body’s defective demands

merely that

 

today

gratitude stays away

Related (RA/Rheumatoid Arthritis) Health Information

Leave a comment

Filed under Poetry

Yağmur

Yağmur sesi ile uykum bölündü bir gece birden

kağıda düşen gözyaşlarını andırıyordu damlalar

ve arada bir parlayan ışık ve yıldırım

sanki bir insan sesiydi hıçkıran

çok uzaklardan geliyordu, pek yabancı

aynı zamanda insanın içine işleyen bir ifade vardı bu haykırışta

Deniz, dağ, yeşil çayırlar tüm haşmetiyle gözönüne seriliyordu

çok uzak ülkelerin ilginç danslarını anlatırcasına

adeta küstahça, isyankar bir parlayışla yükseliyordu

Bir an o etkili ses durdu bıçakla kesilircesine

tüm dünya sanki ışıksız kaldı tüm acziyle

şimdi o sihirli ses yoktu, dışarıya baktım

artık yağmur yağmıyordu.

Leave a comment

Filed under Poetry

Neden?

Neden, neden bu ümitsizlik

sorusuna cevap mı istiyorsun?

Yüzümde daimi bir tebessüm

hiç eksilmesin mi istiyorsun?

Yaşantım boylu boyunca muhteşem

tasasız geçsin mi istiyorsun?

O halde kelimeyi ara “hata” denilen

ara da bul ki anlayasın

pek uzaklarda sanmıyorum olsun

bir de kendine sormayı düşünmüyor musun?

Leave a comment

Filed under Poetry

Sensizlik

Akşam grup vakti bakınca

önümde uzanan engin denize

sensizliğin o ebedi acısı

çörekleniverdi bir yılan gibi içime

Hafif esen rüzgar bana uzaklardan

fısıltılar sürüklüyordu kasten

bunların arasında bir ses ki

her gün hayata bağlardı beni

sanki beni çağırıyor gibiydi

Gizli bir kuvvetle irkildim birden

karşımda ıssız bir dünya, herşeyden evvel

elle tutulur koca bir sensizlik vardı.

Leave a comment

Filed under Poetry

Korkak Avcım

Bir akşam son defa

Bakışlarında bana veda etmiştin

Yere eğilen ürkek gözkapakların

Herşey bitti demişti, gitmelisin

Hatırlıyorum yumduğumu sımsıkı

Görmemeleri için seni, gözlerimi

çünkü hayalimdeki sen daha güzeldin

Hiç değilse benim taptığım, herşeyimdin

Korkak avcılar gibi birden sönüşün

Soğutmuştu beni o an senden

Ben bir avcı istemiyordum yaralasın,

canevinden vurduktan sonra kaçsın

Sarmalıydı şefkatli elleriyle yaralarını

benim düşlerimdeki mukaddes avcı

Ama o kaçamak bakışların izah edince herşeyi

inanır mısın daha sevinmiştim içimden

Sana neşeli yolculuklar diledim korkak avcım

aynı zamanda öyle esaslı avlar

ki karşılarında korkularından titreyesin!

Leave a comment

Filed under Poetry

Hayal

[29.12.1975 (Pazartesi) tarihli Resimli Roman’ın 1. sayısında, Şiir Köşesi’nde yayınlanan şiirim]

 

Sahiller boyu sürükleniyorum,

Boşuna bir arzuyla seni görmek için…

Yavaş yavaş yaklaşıyorum,

Ellerinin müşfik sıcaklığına kavuşmak için…

Yağmur bulutlarına  sığınıyorum,

Ezici bakışlarından kurtulmak için…

Ağlayarak seni bulmak istiyorum,

Hasretin ızdırabından sıyrılmak için…

Islak kumlarda haykırmak, koşmak istiyorum,

Mavilerden beni seçebilmen için…

Ağlıyor, ne yazıkki sadece

Boş hayallerime ağlayabiliyorum!

Leave a comment

Filed under Poetry

Litanei (December 19, 2006)

heute noch spielt sie litany

heute noch in seiner pråsenz

er, vor ihr; neben ihr; in ihr

 

sie, halb? nicht mehr

eins mit ihrem ganzen wesen

eins durch seine liebe

 

heute noch beherrscht sie doch

der verdacht:

war sie die liebe

seines lebens,

wie sie gedacht,

wie er gesagt

die er nie habe stårker gefühlt

ihr gegenüber nur?

oder bloss eine phase

eine glückliche aber doch nur eine phase…

 

das erste treffen

das dem ewigen abschied folgte

mit verspåtung

 

heute noch spielt sie litany

heute noch in seiner pråsenz

er, vor ihr; neben ihr; in ihr

 

du gehörst ihr, sah sie schwerleidend ein;

ich håtte mich dir nicht offenbaren sollen

haben wir’s nicht verdient, hat’s nicht unsere magische liebe?

die sanfteste versicherung in seinen worten

sowohl in seiner stimme:

keine andere, absolut keine andere

habe ich je so leidenschaftlich

lieben können wie dich

ich liebe dich

ich liebe dich

 

jedoch kamen aus ihm auch die worte

sowohl die stimme, die der trennung ihren brutalen ton gaben

 

wie? dachte sie, tag und nacht

tag und nacht

tag und nacht…

in jenen dunklen

einsamen

schmerzvollen

erbarmungslosen

ewig langen

trostlosen

stunden

wie?

kann er mich liebkosen

voll mit sehnen

voll mit gefühl

voll mit verlangen

voll mit leidenschaft

überwaeltigt mit liebe

mit ihrer pråsenz

mit seele und wesen

mit verstand und herz

wie dann?

kann er mich hinrichten

kaltblütig

ohne verweigern

ohne rücksicht

ohne nachdenken

ohne zögern

ohne seine sanftigkeit

wie dann?

kann er sachlich

hången auf mich

das zweite todesurteil:

ich kann’s nicht anders!

ich wollt’s nie anders!

gewöhn dich dran!

 

verteufelt human!

verpfutschtes leben noch daran!

wie långer muss sie noch leiden

sich von diesem leiden zu scheiden

wann ist’s genug

wann ist’s getan?

 

heute noch spielt sie litany

heute noch als ob in seiner pråsenz

als ob er, vor ihr; neben ihr; in ihr

 

was aber schmerzvoller…

der verdacht, der erbarmungslose verdacht…

 

seine worte sowohl seine tat

keine andere, absolut keine andere

habe ich je so leidenschaftlich

lieben können wie dich

 

…all dies sei nur erdacht…

 

 

4 Comments

Filed under Poetry

Şiirin başlığı alfabe farkı nedeniyle aşağıda…

[Yaş 19. Henüz aşk nedir, tanımamışım. Gene de … hayal gücü … 25 Mart 1974 tarihli Resimli Roman’ın 25. Sayısında yayınlanan “Dolunay” rümuzlu şiirim.]

Ümitsizlik

Seviyor, delice seviyorsun.

Sanki tüm dünya o imişçesine,

Seviliyor, çılgınca seviliyorsun.

Sanki senden başkası olmamışcasına.

Tadıyor hayatı, sarhoşça tadıyorsun,

Yudum yudum onun ellerinden içercesine

Tattırıyor yaşamı, şuursuzca tattırıyorsun

Adeta ellerinden saadet aktarırcasına.

Korkuyor bir an, her şeyden sonsuz korkuyorsun.

Yıllardır bir suç işlemişçesine.

Korkutuyor, halinden devamlı korkutuyorsun,

Her hareketinde bir günah işlemişçesine.

Nihayet unutuluyor, nankörce unutuluyorsun.

Adeta hiç bir şey geçmemişçesine.

Sebebini, sebebini hep kendine soruyorsun,

Bir mahkemede suçlu sandalyesindeymişçesine.

Bir gün yolda bomboş sürükleniyor, sürükleniyorsun,

Hatalarının ağırlığında ezilmişçesine.

Bir görüntüyü hayalinden, sabitleştiriyorsun,

Karşına yeniden, dipdiri o çıkmışcasına.

Bakıyor, inanamayarak sönük gözlerine, boyuna bakıyorsun.

Onun parlak, gülümseyen bakışlarına,

Sarsılıyor, kendini bırakıp hıçkırıyorsun.

Yanındaki simsiyah gözlere isyan edercesine.

Yorgun zihninle çabalıyor, düşünüyorsun,

Bakmayacak mı diye,

benim ışığını söndürdüğü ümitsiz gözlerime.

Bakmıyor, acıyla sadece yanındakine döndüğünü görüyorsun.

İndirilen bu darbe beyninde yankılar yaparcasına.

Atlıyor, sonsuzluklara dalıyor, dalıyorsun.

Kucaklasın diye serin sular seni daha büyük bir şefkatle…

DOLUNAY (ANKARA)

Leave a comment

Filed under Poetry