Category Archives: Poetry

Mutluluk Yolu

Kalbimde mel’un bir sessizlik

ıssızlarda koşuyorum alabildiğine.

Elle tutulur acı bir sensizlik

sakin köşelerden kaçınıyorum tüm benliğimle.

Sükut etmiş zihnimde yaygın bir boşluk

dolu bir sensizlik terkedilmiş tüm düşüncelerimde.

Bazen bir pençe gibi kavrayan garip bir burukluk

kah coşuyor, kah sükun buluyorum uçsuz bucaksızlarda.

Seni bu şekilde ızdırapla anabilmek

belki de sere serpe uzanmış bir zevk rastgele.

Açılan şefkat dolu kollarında artık bir bitkinlik

koruyuculuk görevlerinden bıkmışa benziyorlar bile.

Gönlümde olabildiğine perişan bir viranlık

yerleştirdiklerine asla inanmıyorlar bile.

Yalnızlık, ebedi yalnızlıklara ümitle sarılmak,

tek çözüm yolu bir yıkım imişcesine,

ümitsizliklerle birleşmek, onlarda dostluk aramak

mutluluğun ilk buruk acılarını tatmak istiyorum.

Leave a comment

Filed under Poetry

HAIKU

navigate the lead

it is there, it’s apparent

time is of essence

Leave a comment

Filed under Poetry

Revised: First HAIKU

(1)

splashes of light waves

hit the dry land on short loan

I revive again

The original version was as in the following:

splashes of waves

hit the dry land on short loan

I am home at last

Leave a comment

Filed under Poetry

HAIKU

laughter, chatter, poise

ideas, aroma, sight, taste

erase poise! just taste!

Leave a comment

Filed under Poetry

My first attempt at English HAIKU

(My special thanks go to fivereflections for attracting me to this poetic form)

splashes of waves

hit the dry land on short loan

I am home at last

Leave a comment

Filed under Poetry

içimdeki sen

Sonsuzluklardan sana sesleniyorum

ümitsiz feryatlarımı duymuyor musun?

Lahza lahza geçirdiğimiz mutluluğu anıyorum

ellerimin sıcaklığına özlem duymuyor musun?

yalnızlıklardan sana soruyorum

meçhul gecelerde ızdırap çekmiyor musun?

Ağlamak, hatıralarımız için ağlamak istiyorum

ne olur, itiraf et, sen de aynı şeyleri hissetmiyor musun?

 

ıssız sakinlerden yardım arıyorum

maksadımın derinliğini anlamıyor musun?

Ağlamak, pişmanlık çok geç şimdi,

artık esrarlı sulardan haykırıyorum…

Leave a comment

Filed under Poetry

Notre Dame’in Kamburu

Yağmur damlaları ıssız sokaklarda parlıyordu dansederek

bir karaltı çıktı gecenin sessizliğinden boynu bükük

bir kuş kadar acizdi etrafına bakışıyla ürkek ürkek

hayatın ağır darbeleriyle sırtı bükülmüşe benziyordu.

Yok yok! doğuştan olmalıydı bu kamburu.

Geniş caddelerden geçti seke seke, sular sıçratarak

her hareketinde bir çift nefret bakışıyla karşılaşarak

daha çok öne eğilen başına artık küfürler savrularak

kalabalık caddeleri şimdi korkarak arşınlıyordu

İnsafsız canlılar kitlesi bir çember gibi sarılıyordu

sırtını daha da bükerek merhamete susamış gözlerini

aczinden zevklenen topluluğa çevirerek

yalvarırcasına dayadı yere yırtık pantalonunu.

Son anları gelmiş mahkumlar gibi tuhaf bir tebessümle

bakakaldı karşısındaki gözleri dönmüşlere

nefret taşıyan haykırışlar, bıçak pırıltıları

dayanılmaz yankılar yaratarak beyninde

çırpınıyor, kıvranıyor, yalvarıyordu

artık kurtuluş falan ümit etmiyordu.

Kulaklarına sarıldı haykırarak

daha fazla dayanamıyordu

yere yığıldı sarsılarak, Notre Dame’ın kamburu.

Leave a comment

Filed under Poetry

Sen yoksun

Gecelerin içinden sana doğru sesleniyorum

haykırışlarım cevapsız kalıyor, çünkü sen yoksun.

Kasvetli rüyalarımda hemen seni hatırlıyorum

kollarım boşlukta kalıyor, çünkü sen yoksun.

Uçurum kenarındaymışım gibi yardım arıyorum

ellerimi tutan olmuyor, çünkü sen yoksun.

Issızlarda sağa sola savrularak koşuyorum

çınlayan hıçkırıklarımı susturan olmuyor, çünkü sen yoksun.

Gülmek, biraz da gençliğime gülmek istiyorum

tebessümüm dudaklarımda donuklaşıyor, çünkü sen yoksun.

Ağlamak, biraz da boşalmak için ağlamak istiyorum

acı gözyaşlarımı silen olmuyor, çünkü sen yoksun.

Boşvermek, tüm dünyaya herşeyiyle boşvermek istiyorum

bel bağlayacağım kimse kalmıyor, çünkü sen yoksun.

Bütün ümitlerde gerçek bir arkadaş arıyorum

ama bana bir türlü yanaşamıyorlar, çünkü sen yoksun.

Gözlerimin önünde uzanan manzaralara bakıyorum

deniz bugün yaslar içinde, kıpırdanmıyor, çünkü sen yoksun.

İnce tenkitler, sitemler duyuyorum

kuvvetim ölesiye tükeniyor, çünkü sen yoksun.

Soruyorlar, yaşam nedir diye, susuyorum

canım konuşmak istemiyor, çünkü sen yoksun.

Birden gözlerimle sanki bir kaynaktan fışkırıyorum

kalbim hayat anlamsız diyor, çünkü sen yoksun.

Düşlerimde çöllere, uçsuz bucaksızlara gidiyorum

artık gönlüm huzuru tatmak istiyor,

çünkü orda nasıl olsa kimse yok.

Leave a comment

Filed under Poetry

Nerdesin?

Uçsuz bucaksız denizler

sana haykırıyordu hep, nerdesin?

Gün doğarken güneş bile

seni arıyordu, nerdesin?

Yağmur yasıma iştirak ediyordu

damlalarda senin hasretin vardı, nerdesin?

Gelen geçen, küçük büyük

kah alaylı, kah mahzun seni soruyordu, nerdesin?

Bir gün daha kapanıyordu yarı ızdırap, yarı ümitle

insanlar girdaba sürükleniyordu, nerdesin?

Yine kasvetli bir geceydi mezarlıkta

bir yaratık kendi kendine soruyordu, nerdesin?

Leave a comment

Filed under Poetry

What did we ever give you?

Wife, dead, too soon

Young, the children

 

You, in dire modesty

Ate very little

Fed them instead

All she left behind

To us, for us

 

You, loved

Loved us for us

Loved us for you

Loved us for Mom

 

We loved you, too

But what did we ever give you?

 

Your son

your daughter

his wife

her husband

bitter words

harsh disapprovals

ugly moves

*affedilemez

 

We loved you, too

But what did we ever give you?

*Baba

Beni affet.

* affedilemez (Turkish): inexcusable

*Baba beni affet (Turkish): Dad. Forgive me.

Leave a comment

Filed under Poetry