A Poem in Turkish and Its English Translation

Hani deriz ya, duvarların dili olsa . . .
benimkiler ne derlerdi arkamdan acaba?

Bunca zaman topladığım
hangi anıya verebilirlerdi ki
hak ettikleri gibi özel bir yer?

Hürriyetimin koluna girdiğim
ilk adımımı mı anarlardı
öncelikli bir özenle;
yoksa serbestçe evimin her köşesini
yerleştirmemi mi izlerlerdi yeniden?
Kendi zevkime göre.
Çoktandır unuttuğum bir hevesle.

Ofisimden yorgun argın dönerken yuvama,
kulak mı verirlerdi artık bastırmam gerekmeyen coşkulu şarkılara?
Çocukluğumdan kalma bir serbestiyle
çınlatmaya tedirgin olmadığım.
Genç kızlığımın sınırsız neşesiyle
bangır bangır inlettiğim şu yaşlı bedenimi.
Kendi doğamdan çekinmeden.

İlk torunumun,
Doğum Günü Hediyem’in yani,
can kardeşlerimle belgelediğimiz
birinci yaşını mı kutlarlardı bir kez daha?

İkinci torunumun,
Minyatür Prensesimin yani,
bebek salıncağını mı
sallarlardı o sakince uykusuna dalabilsin diye?

Hangi bir yaşantımı yazsaydım
çıkmaz mürekkep ile yanıbaşıma,
ki fotoğraflarını çekebilseydim
her birinin doyasıya,
iç burukluğuna çare olan bir nektar yerine,
buralardan çekip gitmeden önce?
Onları her özlediğimde,
her hislendiğimde
onların sıcak kucağına dalmak üzere.

Düşünüyorum da,
yerinden yurdundan edilen
sayısız onca insan
nasıl dayanıyor
böylesine bir kalp ağrısına,
ruh burkulmasına . . .

Hiç değilse ben
başka hiç kimse zorlamadan beni
çıkmak üzereyim yeni yoluma.
Çok zor olacak olsa da . . .

hülya n. yılmaz, 12 Ocak, 2022 

You know how we say, if walls could talk . . .
I wonder what mine would say behind my back?

To which of the memories I have gathered throughout these years
could they possibly do any justice, the kind of justice they deserve?

Would they commemorate with special care
the first step I took to hold the arm of my freedom;
or would they observe me in those days anew
when I set up every corner of my home freely?
According to my own taste and desire.
With a sense of enthusiasm, excitement
I had long forgotten about.

Would they lend an ear to the upbeat songs
that I no longer need to suppress, those
which I would chant on my way home
after a long, tiring day in the office?
Chants of the endless joy of my youth,
delivered to this aged body of mine
from the top of my lungs.
With no apologies for my true nature.

Would they celebrate once again the first year
of my grandson – my birthday present,
a landmark can kardeşlerim and I etched into my life together?

Would they sway the baby swing of my granddaughter –
my Miniature Princess,
so that she could ease into her sleep?

Which of my not-merely existed but lived moments
should I have written on my being with permanent ink,
so that I could take pictures of each one of them
to my heart’s content to have them by my side
as the nectar to ease my spirit’s unease
before I leave my home for good?
To delve into their warm embrace
at the first sight of my longing for them,
my paining for them.

Then . . . I think . . .
about the countless people
who have been and are still being uprooted
from their homes, their homelands . . .
how they endure such a heartache,
such a breaking of the soul.

As for me,
I am having to embark on a new journey
under no one’s force at least.
No matter how very difficult
that step is going to be . . .

hülya n. yılmaz, January 12 , 2022 

4 Comments

Filed under Impulses, Poetry, Reflections

4 responses to “A Poem in Turkish and Its English Translation

  1. i eagerly await the translation. . . .

    Like

Your readership is appreciated.

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s