“Nazım Hikmet’i hatırlıyorum…”/’I am thinking of Nazım Hikmet…’

41_Hikmet_hires-FLAT

Nazım Hikmet (1902-1963)

[Photo Courtesy: Free Online Link]

 

Nazım Hikmet’i hatırlıyorum…

nasıl da iyi tanımış yurdun bazı gerçeklerini

kadınımızdan biteviye esirgenenleri

ister olsun tek bir başına ya da kocasının yanında

olsun varsın bir bebesi, o verici böğrünün öz yuvasında…

 

“ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle

anamız, avradımız, yarimiz” kadınlar

ama anaya yakışan saygıyı analığında bile alamayan analar

“soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen”…

 

doğurmasa, erkeğinin göze alamayacağı taze hayatı ona veren

herkes ana oluyorları kendine defalarca dedirten

gene de yüzlerinden tebessüm nadiren eksilen

“aynı yorgun alışkanlık” çemberine mahkum edilen kadınımız…

 

Nazım Hikmet’i hatırlıyorum…

nasıl da iyi tanımış seninle beni,

onu şunu bunu

bizi sizi onları

bilmiş çok öncesinden bugünü geçmişi ve de geleceği

bütün dünya bir coşkuya muhtaç bahane ararken bir kutlamaya

‘avradını, yarini’ analıklarında bile hiçe saymaya

ant içmiş erkeklerimizin tek toplar damarlı aile sofrasına

katmış cömert bir asaletle bu dahi destanına…

 

(Free-translation in Turkish; unrevised/unedited. The distinction between the singular and plural  form of each gender in the version below is intentional: Nazım’s “women” meet here my “woman.”)

I am thinking of Nazım Hikmet…

He knew too well our country of birth

The endless deprivation of our woman from life

Whether solo or adjacent to her husband

Or together with her baby at the core of her selfless chest…

 

Women “with their fine, small chins and large eyes;

Our mother, wife, lover”

But mothers who even in motherhood are robbed of motherly respect

Women “whose places for mealtimes come after our ox”…

The one giving fresh life to her husband – who wouldn’t dare, if she hadn’t…

The one who tolerates the frequented ‘everyone becomes a mother’- shout

Not neglecting a smile from her face nevertheless

The one who gets the sentence of the deadening “same tired“ rut…

 

I am thinking of Nazım Hikmet…

How well he knew you me her us them

The present the past the future of his never forgotten home

So well…

That with his noble saga

He welds our woman to the single-veined family table of our men

Who have sworn to belittle their ‘wives, lovers’ even when they are maternal

While in search of such a joy the entire world seeks an excuse to celebrate …

Leave a comment

Filed under Reflections

Your readership is appreciated.

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s